Kabus, kişinin uyku sırasında yoğun korku, çaresizlik veya panik duygusu yaşadığı bir rüyadır. Uyanıldığında kalp çarpıntısı, terleme ve gerginlik hissi sıklıkla eşlik eder. Psikolojik olarak kabuslar, bastırılmış korkuların ve travmaların sembolik dışavurumudur.
Kabuslar çoğunlukla stres, travma, kaygı bozuklukları ve uykusuzluk gibi faktörlerle tetiklenir. Bilinçaltı, bastırılan korkularla yüzleşemediğinde bunlar rüya aracılığıyla dışa vurulur. Özellikle çocukluk dönemi travmaları veya çözülmemiş çatışmalar kabuslarda sıkça ortaya çıkar.
Freud’a göre kabuslar, bastırılmış arzuların korkutucu bir biçimde açığa çıkmasıdır. Jung ise kabusları “ruhsal dengeyi sağlama girişimi” olarak tanımlar. Zihin, bastırılan duygularla yüzleşmemizi sağlamak için korku dolu semboller yaratır.
Bu yöntemler, zihnin korkularla daha sağlıklı biçimde başa çıkmasına yardımcı olur.
Kabuslar korkutucu olsa da, aslında birer uyarı mekanizmasıdır. Bilinçaltı, bizi görmezden geldiğimiz duygularla yüzleştirmeye çalışır. Onları anlamak, korkularımızı dönüştürmenin ilk adımıdır.
Kaynak: ruyatabiriniz.net