Rüyalar insan zihninin en eski gizemlerinden biridir. Binlerce yıldır farklı kültürlerde rüyalar geleceği haber veren mesajlar ya da ruhsal rehberlik araçları olarak görülmüştür. Ancak modern psikoloji, rüyaları bu kadar mistik bir pencereden değil, daha çok psikolojik süreçlerin bir yansıması olarak değerlendirir.
Bir rüyanın anlamını öğrenmek, kişide bir kontrol hissi oluşturur. Belirsiz duygulara bir açıklama bulmak zihni rahatlatır. Bu durum, tıpkı terapi sürecinde duygulara anlam kazandırmaya benzer. Ancak bazen bu yorumlar, bireyin içsel algısını da şekillendirebilir.
Psikologlara göre bazı kişiler, rüya yorumlarına gereğinden fazla anlam yüklediğinde anksiyete veya takıntılı düşünce döngüsüne girebilir. Özellikle kaygı bozukluğu yaşayan bireyler, rüyalarını birer tehdit olarak algılayabilir.
Freud rüyaları, bastırılmış arzuların sembolik anlatımı olarak görürken; Jung, rüyaları bilinçaltının denge kurma çabası şeklinde yorumlar. Her iki yaklaşımda da ortak nokta şudur: Rüyalar, duygusal yükü azaltma mekanizmasıdır. Yani yorumdan çok, hissi anlam önemlidir.
Rüya yorumlarını tamamen reddetmek yerine onları bir psikolojik farkındalık aracı olarak kullanmak en sağlıklı yaklaşımdır. Rüyaların size ne hissettirdiğine odaklanın; çünkü anlam, kelimelerde değil, hislerdedir.
Kaynak: ruyatabiriniz.net